Prejudiced ne demek? Türkçe anlamı
Okunuş: /ˈpredʒ.ə.dɪst/
Türkçe anlamı
- önyargılı, taraflı (ADJECTIVE)
Örnek cümleler
- The report was criticized for being prejudiced and ignoring the positive aspects of the project. — Rapor, önyargılı olduğu ve projenin olumlu yönlerini görmezden geldiği için eleştirildi.
- Psychologists study how individuals become prejudiced based on their early social environment. — Psikologlar, bireylerin erken sosyal çevrelerine dayanarak nasıl önyargılı hale geldiklerini inceliyorlar.
- He is prejudiced against foreigners. — Yabancılara karşı önyargılıdır.
Eş anlamlıları: biased, prejudiced, partial, discriminatory
Zıt anlamlıları: impartial, objective, unbiased, fair, equitable, just
Kökeni
Latince 'prae' (önceden) ve 'judicium' (yargı) kelimelerinin birleşimi olan 'prejudice' kelimesine '-ed' (sıfat eki) eklenmesiyle oluşmuştur. Bir olay veya kişi hakkında yeterli bilgi olmadan peşinen, genellikle olumsuz yönde verilmiş yargıya sahip olma durumudur.
Seviye: B2