Fascinate ne demek? Türkçe anlamı
Okunuş: /ˈfæs.ɪ.neɪt/
Türkçe anlamı
- büyülemek, hayran bırakmak (VERB)
Örnek cümleler
- Microscopic organisms continue to fascinate biologists with their incredible ability to survive in extreme environments. — Mikroskobik organizmalar, aşırı koşullarda hayatta kalma yetenekleriyle biyologları büyülemeye devam ediyor.
- Classic literature has a timeless quality that continues to fascinate readers of all generations. — Klasik edebiyat, tüm nesillerden okuyucuları büyülemeye devam eden zamansız bir niteliğe sahiptir.
- Space has always fascinated me. — Uzay beni her zaman büyülemiştir.
Eş anlamlıları: enchant, captivate, charm, mesmerize
Zıt anlamlıları: dull, tedious, uninteresting, plain, unappealing, lackluster
Kökeni
Latince 'fascinum' (kötü niyetli büyü, nazar). İlk başlarda cadıların birini büyülü gözlerle felç etmesiydi. Zamanla bu korkutucu anlam yumuşayıp, bir kişinin, sanatın veya fikrin çekiciliğiyle karşıdakini 'gözünü alamayacak kadar büyülemesi' oldu.
Seviye: B2