Seviye: A0 · Türkçe anlatımlı İngilizce dersi
Bu derste “to be” fiili özneye göre am, is, are olarak değişir; I-am, you/we/they-are, he/she/it-is; olumsuzluk not eklenir, soru için yardımcı fiil başa getirilir.
"Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu..." Shakespeare'in Hamlet'e söylettiği bu unutulmaz söz, sadece edebiyatın değil, insanlığın en derin varoluşsal arayışlarından biridir. İnsan, evrendeki yerini anlamlandırmak için önce kendi "var olma" durumunu kavramalıdır. Diller de tıpkı bu felsefe gibi, insanın kendi varlığını, çevresini, olanları veya olmayanları ifade etme ihtiyacından doğmuş sesler topluluğudur. Bu yüzden bir dili öğrenmeye başlarken karşımıza çıkan ilk yapı rastgele bir dilbilgisi kuralı değil; o dilin konuşucularının varoluşu, yani "olma" eylemini kelimelere nasıl döktüğünün şifresidir. İngilizce öğrenirken atacağınız bu ilk ve en önemli adım da tam olarak bu derin felsefeyle başlar. Buradaki detay dilsel evrimle ilgili kritik ve derin bir konudur. Ancak felsefeyi kenara bırakıp kağıt üstünde bilmemiz gereken şu basit detaylara bakalım.
İngilizcedeki 'to be' kelimesi bir fiildir ve 'ol mak' anlamına gelir. Peki, 'olmak' anlamına gelen 'to be' fiilinin 'am, is, are' ile alakası ne? Ne olmuş da bu kelimeler 'am, is, are' yardımcı fiillerine dönüşmüştür? Bu konu, aslında hem başlangıç derslerinin hem de ileride göreceğiniz tüm derslerin belkemiğidir ve çok sağlıklı anlaşılması gerekir. Bu hususta ana dilimiz olan Türkçedeki yapıyı fark etmek ÖNEMLİ.
"Olmak" fiilini öncelikle ele alalım. Türkçede günlük hayatta konuşurken "öğrenciyim," "öğretmenim," "avukatım" gibi ifadeler kullanırız. Fark ettiğiniz üzere, kelimelerin sonlarına -ım, -im, -um, -üm, -sın, -sin, -sun, -sün, -ler, -lar, -dir, -dır gibi bazı ekler getiririz. İşte bu ekler, özünde 'olmak' fiilinin zamanla modernleşerek eklere dönüşmüş (ek eylem/koşaç) halleridir. Dillerin bu tür bir gelişimi yüzyıllara yayılmıştır.
Yani bizler; "Ben olmak öğrenci" veya "Ben avukat olmak" demeyiz; "Ben öğrenciyim, avukatım" deriz. "Ben olmak müdür" veya "Onlar olmak doktor" gibi kullanımlarımız yoktur. Ancak eski Türk filmlerinde veya Türkçeyi sonradan öğrenmiş yabancıların konuşmalarında genellikle "Bu olmak çok güzel, bu olmak çok lezzetli" şeklinde ifadeler duyabilirsiniz. Bunun sebebi, kendi dillerindeki "to be" (am, is, are) fiilinin tam karşılığını dilimizde bulamamalarıdır. Ayrıca dilimizdeki 8 sesli harfe uyum sağlayan bu ekler sistemini kavramakta zorlandıkları için "yemek olmak çok güzel" gibi tek ve sabit bir formül bulup bu hatalı üslubu benimsemişlerdir. Dilimizi sonradan öğrenen herkes için örnek teşkil etmez orası da ayrı mesele.
Türkçede 8 sesli harf vardır ve kullandığımız kelimeye göre bu sesli harflere uyum sağlayacak ekleri yerleştiririz; çünkü dilimizde güçlü bir ses uyumu vardır. Bu bağlamda "Müdürüm" derken -üm eki; "avukatım", "doktorum", "katibim" derken ise kelimesine göre -ım, -im, -um gibi ekler kullanırız. "Müdürim" ya da "Avukatüm" demeyiz. İstesek de bu hatayı yapamayız çünkü dilimizin ses uyumuna, matematiğine böyle alışmışızdır. Kısacası "olma" olgusu, Türkçede kelimelerimizin sonuna sessel anlamda uyum sağlayacak şekilde evrimleşmiştir. Azerbaycan Türkçesi gibi diğer lehçelerde bu eklerin biraz daha farklı (örneğin: gelirem, gidirem) söylenmesinin sebebi de o lehçelerin kendi içindeki ses uyumu kurallarıdır.
İşte Türkçede kelimeye göre 8 sesli harfle uyum sağlayarak yerleştirdiğimiz bu eklerin İngilizcedeki tam karşılığı 'am, is, are' yardımcı fiilleridir. İngilizce, bu yapısal farklılıktan dolayı genel anlamda Türkçeye göre daha basit (daha az eklemeli) bir dildir.
Türkçedeki "olmak" fiili nasıl ki şahıslara göre eklere dönüşmüşse, İngilizcedeki "to be" fiili de şahıslara göre 'am, is, are' olmak üzere 3 basit yardımcı fiile dönüşmüştür. Türkçede kelimeye sessel olarak uygun olan eki nasıl seçiyorsak, İngilizcede de özneye uygun yardımcı fiili seçmemiz gerekir. Yani:
I şahsı 'am' ile,
You, We, They şahısları 'are' ile,
He, She, It şahısları ise 'is' ile kullanılır.
Ancak lütfen şuna çok dikkat edin: İngilizce öğrenirken her şeyin tam Türkçe karşılığına denk düşmesini beklemeyin. Bazen tercüme yüzde yüz örtüşürken, bazen dillerin doğası gereği yorumlanarak çevrilmesi gerekir. İngilizce, Türkçeden farklı olarak "gizli özne" mantığına sahip değildir; özne daima açıkça belirtilir. Türkçede ise cümleye her zaman "ben, sen, o" diyerek başlamak zorunda değilizdir; cümlenin sonundaki ek kimden bahsettiğimizi zaten gösterir.
I am a teacher: Ben bir öğretmenim. (Sadece "Öğretmenim" şeklinde de çevrilebilir).
You are a doctor: Sen bir doktorsun.
He is a lawyer: O bir avukattır. (Veya "O bir avukat").
She is a secretary: O bir sekreterdir.
It is a book: O bir kitaptır.
We are students: Biz öğrencileriz.
You are customers: Siz müşterilersiniz.
They are engineers: Onlar mühendisler.
Olumsuzluk 'not' ekiyle yapılır ve bu ek doğrudan 'am, is, are' yardımcı fiillerinin yanına gelir. Bizim dilimizde ise "değil" kelimesi cümlenin en sonuna gider ve yine şahıs eklerini alır. (İngilizcenin mantığı, Türkçede "Ben değilim öğretmen" diyormuşuz gibi çalışır).
I am not a teacher: Ben bir öğretmen değilim.
You are not a doctor: Sen bir doktor değilsin.
He is not a lawyer: O bir avukat değildir.
She is not a secretary: O bir sekreter değildir.
It is not a book: O bir kitap değildir.
We are not students: Biz öğrenciler değiliz.
You are not customers: Siz müşteriler değilsiniz.
They are not engineers: Onlar mühendis değiller.
İngilizcede soru cümlesi kurmak için "am, is, are" yardımcı fiillerini cümlenin en başına getirmeniz yeterlidir. Türkçede ise bu durumu -mı, -mi, -mısın, -misin gibi soru ekleriyle sağlarız.
This is a book: Bu bir kitaptır.
Is this a book?: Bu bir kitap mıdır?
These are books: Bunlar kitaplardır.
Are these books?: Bunlar kitaplar mı?
You are Ayşe: Sen Ayşe'sin.
Are you Ayşe?: Sen Ayşe misin?
You are a doctor: Sen bir doktorsun.
Are you a doctor?: Sen bir doktor musun?