Juxtaposition ne demek? Türkçe anlamı
Okunuş: /ˌdʒʌkstəpəˈzɪʃən/
Türkçe anlamı
- yan yana getirme (NOUN)
Örnek cümleler
- The juxtaposition of poverty and immense wealth in the city was striking. — Şehirdeki yoksulluk ile muazzam zenginliğin yan yana bulunması çarpıcıydı.
- Her paintings often feature the juxtaposition of vibrant colors and dark shadows. — Resimlerinde çoğunlukla canlı renklerle koyu gölgeler yan yana getirilir.
- The artist created a powerful statement through the juxtaposition of natural and artificial elements. — Sanatçı, doğal ve yapay öğeleri yan yana getirerek güçlü bir ifade yarattı.
Eş anlamlıları: contrast, comparison, apposition
Kökeni
NOT: '17th c.' olarak gösterilmişti; İngilizcedeki ilk belgelenmiş kullanımı 18. yüzyıla aittir. 'Juxtapose' fiilinin isim biçimidir. İki zıt ya da farklı durumun, nesnenin veya fikrin yan yana getirilmesiyle oluşan etki.
Seviye: C1