Despondent ne demek? Türkçe anlamı

Okunuş: /dɪˈspɒn.dənt/

Türkçe anlamı

  1. umutsuz, morali bozuk (ADJECTIVE)

Örnek cümleler

  • She became despondent after her research proposal was rejected for the third time. — Araştırma önerisi üçüncü kez reddedilince umutsuzluğa kapıldı.
  • The constant failures in the market left many investors feeling deeply despondent. — Piyasadaki sürekli başarısızlıklar pek çok yatırımcının derin bir umutsuzluk hissetmesine neden oldu.
  • The despondent team left the stadium in silence after losing the championship final. — Morali bozuk takım, şampiyonluk finalini kaybettikten sonra stadyumu sessizce terk etti.

Eş anlamlıları: despondent, dejected, downcast, gloomy

Zıt anlamlıları: elated, jubilant, optimistic, energetic, vibrant, cheerful

Kökeni

Latince 'de-' (olumsuzluk/yokluk) ve 'söz vermek, yemin etmek' anlamına gelen 'spondere' fiilinden türetilen 'despondere' (vaadinden vazgeçmek, ümidini kesmek) fiilinden gelir ('sponsor' ile akrabadır). Kişinin hayata karşı tüm vaatlerini ve neşesini yitirerek içine gömüldüğü o 'boynu bükük, moralsiz, umutsuz ve karamsar' ruh halini niteler.

Seviye: C1